OBEZİTE AMELİYATLARINDA TEHLİKE VAR MIDIR?

Öncelikle “obezite” nin bir hastalık olduğunu kabul edelim. Obezite, 1997 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından bir “hastalık” olarak tanımlanmış ve aktif olarak tedavi edilmesi gerekliliği vurgulanmıştır. Yani obezitenin, kanser gibi aktif şekilde tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu biliyoruz.

“Obezite ameliyatları tehlikeli midir?” Son zamanlarda bu soruyu fazlaca duyar olduk. Peki bu doğru mu? Gerçekten obezite ameliyatları tehlikeli mi? Ya da doğru soruyu mu soruyoruz?

Aslında bu popüler soruyu “obezite ile yaşamak ne kadar güvenlidir?” sorusu ile birlikte sormamız gerekiyor. Spekülasyonlara tanık olduğumuz, kamuoyunun yetersiz ve yanlı yönlendirildiği bu günlerde cevabımızı tamamen bilimsel kaynaklarla vermemizin daha doğru olacağını düşünüyorum. Bu soruların hepsini bizim gibi akademisyenler çok önceden sordu ve bilimsel temellere dayanan çok sağlam cevaplar aldık, şu an için bize düşen ise bu gerçekleri doğru platformlarda sizlerle paylaşabilmek. Bu amaçla en önemli soruları ve bu sorulara verilmiş bilinen en güçlü bilimsel delilleri madde madde açıklamakta fayda görüyorum.

 

Obezite modern toplumun şahit olduğu en büyük sağlık tehlikelerinden biridir

  • Dünya çapında yıllık 2.5 milyon ölümün obezite ile ilişkili olduğu bildirilmekle beraber, Amerika’da önlenebilir ölümlerin sigaradan sonra ikinci sebebi obezitedir.
  • Diğer yandan erken doğumlara bağlı ölüm sıklığı obez annelerde %100’den fazla artış göstermektedir. İleri derecede obez bireylerde ortalama yaşam beklentisi bayanlarda 9, erkeklerde 12 yıl azalmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde senede 300.000 bireyin obeziteye bağlı problemler sonucu öldüğü bilinmektedir. Obezite ameliyatları bu riski 2 yıl içerisinde geri çevirmektedir (1).

  • Günümüzde korkutucu oranda artan şeker hastalığı (tip 2 diyabet), obezite hastalarında çok daha sık görülür ve obezite ile paralel artış göstermektedir.
  • Tip 2 diyabet hastalarının %80’inin obez olduğu bilinmektedir. 2011 yılında dünya çapındaki tip 2 diyabet hastası sayısı 366 milyon iken, bu sayının 2030 yılında 522 milyona ulaşacağı düşünülmektedir. Obezite ile tip 2 diyabet ilişkisi özellikle dikkat çekici ve korkutucu boyuttadır (2).

 

Obezitenin bilinen en başarılı ve kalıcı tedavisi obezite ameliyatlarıdır. Ameliyat dışı tedavilerin başarısızlığı ispat edilmiştir.

Başlangıç seviyesindeki obezite hastalarında ameliyat dışı tedaviler ile hastaların sadece %10-40’ında yaklaşık olarak %10 kilo kaybı sağlanabilmiştir ki, bu oran cerrahi tedaviler ile sağlanan başarının çok altındadır (1).

 

Türkiye’de toplumumuzun ihtiyaç duyduğu obezite ameliyatlarının ancak %1’ini yapabilmekteyiz. Daha fazla obezite cerrahisi yapıp, daha çok insanın hayatını kurtarmamız gerekiyor.

Obezite cerrahisinin başarısı kanıtlanıp, bilimsel delil düzeyinde dünya çapında cerrahi rehberlere dahil edilmesi üzerine ameliyat sayılarının yıllar içinde artışı görülmektedir. Ancak diğer yandan Avrupa ülkelerinde yapılan ameliyat sayıları ülkemiz özelinde kıyaslandığında, ülkemizin nüfusuna ve obez birey oranına göre toplumumuzun ihtiyaç duyduğu oranın neredeyse yüzde biri seviyesinde obezite ameliyatı yapılabildiği görülmektedir ki, bu oranın arttırılması ilerleyen yıllarda ülkemizi ciddi bir sosyo ekonomik yükten kurtaracağı için kritik öneme sahiptir (3).

 

Obezite ameliyatları, dünyada en sık yapılan ameliyatlardan olan safra kesesi ameliyatlarından daha güvenlidir

Obezite ameliyatları sonrasında görülen ölüm oranı % 0.1 saptanmıştır ki bu oran; safra kesesi (%0.7) ameliyatlarında ortaya çıkan ölüm oranı ile karşılaştırılamayacak kadar düşüktür (4, 5).

 

Halkımızın sağlığı için çok daha fazla oranda obezite ameliyatı yapmamız şarttır.

Obezitenin istatistiklere göre engellenebilir ölüm sebepleri arasında sigaradan sonra 2. sıraya yükselmesi ve ilk defa dünyada obezite ve obeziteye bağlı gelişen hastalıklara bağlı ölen insan sayısının açlığa bağlı ölen insanların toplam sayısını aşmış olması yanı başımızda sessizce yükselen tehlikenin gerçek boyutları hakkında fikir vermektedir. Obezite cerrahisinde son 10 yılda ameliyat sayılarında %1000 oranda artış olmasına rağmen tüm dünyada ameliyat ihtiyacı olan morbid obez bireylerin sadece %2’sinin tedavi edilebiliyor olması çok çarpıcıdır. Son dönemde bazı kişi, kurum ya da yayın organlarınca yapılan açıklamalarda; obezite cerrahisinin kontrolsüz ve geometrik bir artış gösterdiği belirtilmekte ancak tüm dünyada gözlenen bu artışın artan ihtiyaç ile orantılı olarak ilerlediği göz ardı edilmektedir.

Sadece ülkemizde ileri derecede obez olan bireylerin oranı %2.9 olup yaklaşık 2 milyon insan cerrahi tedavi beklemektedir.  Ülkemizde yaklaşık olarak 5000 genel cerrahi uzmanı olduğu ve bunların çok küçük bir bölümünün bu cerrahilerle ilgili donanıma sahip olduğu düşünüldüğünde obezite cerrahisine ihtiyaç duyan vatandaşlarımızı tedavi edebilmek için daha çok çaba göstermemiz gerektiği ortadadır.

 

1) Surg Obes Relat Dis. 2005 May-Jun;1(3):371-81.Consensus conference statement bariatric surgery for morbidobesity: health implications for patients, health professionals, and third-party payers.Buchwald  Consensus Conference Panel.

2) Dixon JB, le Roux CW, Rubino F, Zimmet P. Bariatric surgery for type 2 diabetes. Lancet 2012 16; 379:2300-11

3) Bariatric Surgery Worldwide 2013.Angrisani L, Santonicola A, Iovino P, Formisano G, Buchwald H, Scopinaro N. Obes Surg. 2015 Oct;25(10):1822-32. doi: 10.1007/s11695-015-1657-z.PMID:25835983

4) Agency for Healthcare Research and Quality (AHRQ). (2007). Statistical Brief. Bariatric Surgery Utilization and Outcomes in 1998 and 2004.

5) Dolan, J. P., et al. (2009). National mortality burden and significant factors associated with open and laparoscopic cholecystectomy: 1997–2006. Journal of Gastrointestinal Surgery. 13(12) pp.2292-2301.